0.7 C
Hamburg
Pazartesi, Ocak 18, 2021

Başkan İmamoğlu: Cemevlerinin tüm sorunları ile ilgileneceğiz

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar’daki Yeşilkent Cemevi’nde düzenlenen aşure lokması etkinliğine katıldı.

Elbe Express / Haber  Merkezi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar’daki Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı Yeşilkent Cemevi’nde düzenlenen aşure lokması etkinliğine katıldı. İmamoğlu’na lokma dağıtım etkinliğinde CHP İstanbul milletvekili Özgür Karabat, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat eşlik etti.

Sosyal mesafe kurallarına uyularak gerçekleştirilen aşure gününde, deyişler eşliğinde semah dönüldü. Lokma dağıtımı öncesinde sırasıyla; Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez ve Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli birer konuşma yaptı.

“MUHARREM ORUCUNUN TEMEL FELSEFESİ BARIŞMAK”

Etkinlikteki son konuşmayı yapan İmamoğlu, Muharrem orucunu farklı duygularla tutulduğunu belirterek, “Tabii ki bir matemdir, bir hüzündür ve bunu hep birlikte yaşadık. Hak katında kabul olsun” dedi. Muharrem orucunun temel felsefesinin barışmak, uzlaşmak, bir arada yaşamak ve insan odaklı bir süreci tanımlamak olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Dünyada belki de çok eşi benzeri olmayan bir erdemin, bir duygunun paylaşıldığı andır bugün. Günü birlik duygularla birbirine kin ve nefret duyan; hele hele tabanında, ‘Ya bu da mı olur’ diyeceğimiz bazı kelimelerle birbirini heder eden, can sıkan anlayışları gördükçe, şu asil duyguya gönülden, yürekten büyük bir alkış koparmak istiyor insan içinden” diye konuştu.

“AŞURENİN İÇİNDE HEPİMİZ VARIZ”

Aşure lokmasının 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne denk gelmesinin hoş bir tesadüf olduğunu kaydeden İmamoğlu, şunları söyledi:

“Çünkü aşurenin içinde hepimiz varız. Aşurenin içinde insan var, umut var, bereket var, birlik ve beraberlik var. Bugün buradan dünyaya barış dolu mesajlar vermekle işimiz çok kolay. Çünkü topraklarımızın deminde var, varlığında var. Güzel sözlerle bizi besleyen o kadar değerli bir geçmişimiz var ki; her birisi bir ders, her birisi derin felsefe. O bakımdan gerçekten bugün paylaşacağımız lokmamız, bir arada olacağımıza vesile olan derinlik, hepimizin zenginliğidir. Bu zenginliğimizi büyütmeliyiz. Bu zenginliğimizi insan odaklı, toplumun her kesimine aktarmalıyız.”

“İNANÇLAR, BİREYSEL ÖZGÜRLÜK ALANLARIDIR”

İnançların bireysel özgürlük alanları olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Ben, ruhumda böyle yaşadım, böyle yaşayacağım. İnsanların inanç özgürlüklerine sahip çıkmak ve inanç özgürlükleri dahilinde inançlarını yerine getirebilecekleri ortamları sağlamak, her çağdaş yöneticinin, her barış dolu yöneticinin, her içi insan sevgisi dolu yöneticinin vazgeçilmez vazifesidir; lütuf değildir. Her inanca olan yakınlığımız, aynı mesafede duruşumuz, bu kentin Alevi vatandaşlarımızın da inançlarını en iyi şekilde yerine getirebilmeleri adına sorumluluğumuzu yerine getireceğimizin taahhüdüdür de aslında. Dolayısıyla cemevlerimiz, bizim için çok kıymetlidir. Tüm fiziki sorunları ile ilgileneceğiz. Tüm idari sorunlarına çözüm bulmak adına en üst seviyede çalışmalar yapacağız” şeklinde konuştu.

“HİÇ SÖNMEYEN IŞIKLARIMIZ VAR”

Sözlerinin siyasi tavır içermediğini vurgulayan İmamoğlu, “Bu söylediklerimizin tamamı, sorumluluğumuzun tanımıdır. Çünkü biz; laik, hukuk devleti bir Cumhuriyet’in evlatlarıyız. Daha dün 30 Ağustos’u kutladık. 30 Ağustos Zafer Bayramı, hep beraber bir arada elde ettiğimiz bir zaferdir. Anadolu’nun her köşesinden fertlerin, Trakya’nın her köşesinden fertlerin, büyüklerinin, dedelerinin, atalarının verdiği büyük bir kurtuluş mücadelesinin zaferidir 30 Ağustos. Biz, onu kutladık. Kutlamaya da devam edeceğiz. Kutlayacağız; çünkü biz, milli birlik ve beraberliğinden feyz alan, milli birliği ve beraberliğinden güç alan, akılla ve bilimle ileriye doğru yürümeyi hedef edinmiş Cumhuriyet’in evlatlarıyız. Hiç sönmeyen ışıklarımız var. İnancımız, inancımızın değerleri, topraklarımızın maneviyatı, Hz. Mevlana’dan Hacı Bektaş-ı Veli’ye; onlarca erenlerle, veliye her biri ışığımızdır. Son yüzyılın ışığı da Mustafa Kemal Atatürk’tür” dedi.

“KOL KOLA BÜYÜK BİR HİKAYE YAZMALIYIZ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Cumhuriyet’in önümüzdeki yüzyılının hikayesini hep birlikte yazmakla yükümlüyüz” sözlerinin anlamlı olduğunun altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Dünya barış gününde, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyen felsefenin bir bireyi, bir temsilcisi olarak, aşurenin bana verdiği güç; kuvvet, birlik, beraberlik ve enerjiyle, önümüzdeki yüzyılı 16 milyon İstanbulluyla, Türkiye’mizin bütün bireyleriyle; Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Sünni’siyle, Alevi’siyle, bütün inançlara sahip herkesle kol kola bir büyük hikaye yazmalıyız. Sorumluyuz. Çok çalışmalıyız. Çok çalışacağız. İddiam odur ki; İstanbul’da benden daha çalışkan hiç kimse yok. Şundan da mutlu olurum: 16 milyon İstanbullunun hepsinin de beni geçmesini isterim. Çünkü hepsi beni geçerse, zaten dünyanın en güzel şehri oluruz. Benim iddiamla yarışacak olan siz kıymetli hemşehrilerimle hem güzel bir İstanbul hem de güzel bir Türkiye için hep beraber mücadele edelim.”

Kaynak: Cumhuriyet

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

„Wie rassistisch bist Du? Das Experiment“ – Das NDR „Kulturjournal“ geht Aspekten und Erscheinungsformen des alltäglichen Rassismus nach

elbeXpress / Haber Merkezi In einer dreiteiligen Reihe stellen das NDR „Kulturjournal“ und tagesschau24 die Frage „Wie rassistisch bist du?“. In Diskussionen und Experimenten wird...

Streit in Eimsbüttel: Sonderbehandlung für BV-Abgeordnete?

Gegen die Stimmen der SPD-Fraktion hat die grün-schwarze Koalition im Hauptausschuss vergangenen Donnerstag beschlossen, dass die Bezirksversammlung Eimsbüttel auch im Lockdown weiter tagen soll....

ZEYTİN DALI VE BEYAZ GÜVERÇİN

Evrensel barıştan söz etmek kolay değildir; Bir beyaz güvercin görmek isterim, dünya ülkeleri üzerinde, sınır tanımadan ağzında bir zeytin dalıyla dolaşsın (alıntı).  Neredeyse, son günlerde barışdan ziyade, savaşı övenler baş tacı ediliyor. Barışın ve insanlığın düşmanları faşizim ve onun temsilcileridir.  Başka kimlerdir, kandan beslenen silah üretenler ve onları pazarlıyanlardır.  Başka kimlerdir, kendisine güveni olmayan insanlar, yani sevgi dili yerine nefret dilini kullananlardır.  Başka kimlerdir, çocukluklarında çok işgence görmüş, horlanmış ve bir türlü kişiliğini bulamıyan cahillerdir (Hitler gibiler).  Neredeyse Türkiye`de barışdan, kardeşlikten ve hoşgörüden bahseden kimse kalmadı. Ülkede yaşıyan yaklaşık 83 milyon vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olanlar, muhaliflerine karşı kin ve nefret dilini daha fazla kullanıyorlar.  Benim ile yürüyorsan yaşama hakkına sahipsin, benden ayrılırsan, sana yaşam hakkı tanımam diyorlar. O zaman sormak gerekmezmi, kendisinden ayrılmak isteyen karısını öldüren koca ile, kendisini terk edenleri yok sayan ve onlara politik yaşam hakkı tanımıyanların arasında ki fark nedir?  Türkiye`de aynı saatlerde bir politikacı ve bir gazeteci sokağa inen çakallar tarafından öldüresiye dövülüyorlar. Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, örneğin Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı veya bu sokak eşkiyalarının arkasında olduğu iddia edilenlerden ses yoktur.  Türkiye Cumhuriyeti`nin Ana Muhalefet Partisi lideri linç edilmek isteniyor, bir partinın Genel Başkanı`nın evi kundaklanmak kundaklanıyor, sokak ortasında eski parti arkadaşları ve aynı görüşte olan gazeteciler dövülüyor, ülkeyi yönetenler bir telefon dahi etmiyorlar. Bu kadar kindar ve dindar insanlar konuşurken, hepimiz aynı gemideyiz diyorlar. Hepimiz dediğiniz kim veya kimler?  Evet, Türkiye`de kim „Zeytin Dalını“ düşman olarak gördüğüne uzatırsa, tarih onu veya onları övgü ile yazacaktır. Ülkenin barışına hiçbir katkısı olmayan MHP Genel Başkanı, HDP`nin kapatılması için avazı çıktığı kadar bağırıyor. Her kim ki, HDP`nin kapatılmasını ister, o bü ülkenin dostu değildir. Ülkeyi daha fazla gerecek, insanları daha fazla ayrıştıracak veya yaklaşık altı milyon oy vermiş halkı cezalandırmak isteyecek olursa, o bu ülkenin temellerine dinamit koyuyor demektir.  Ükenin içinde bulunduğu kin ve nefret dilini barış ve sevgi diline çevirecekler Meral Akşener ve Mithat Sancar`dır. Eğer Meral Akşener...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

SON HABERLER

„Wie rassistisch bist Du? Das Experiment“ – Das NDR „Kulturjournal“ geht Aspekten und Erscheinungsformen des alltäglichen Rassismus nach

elbeXpress / Haber Merkezi In einer dreiteiligen Reihe stellen das NDR „Kulturjournal“ und tagesschau24 die Frage „Wie rassistisch bist du?“. In Diskussionen und Experimenten wird...

Streit in Eimsbüttel: Sonderbehandlung für BV-Abgeordnete?

Gegen die Stimmen der SPD-Fraktion hat die grün-schwarze Koalition im Hauptausschuss vergangenen Donnerstag beschlossen, dass die Bezirksversammlung Eimsbüttel auch im Lockdown weiter tagen soll....

ZEYTİN DALI VE BEYAZ GÜVERÇİN

Evrensel barıştan söz etmek kolay değildir; Bir beyaz güvercin görmek isterim, dünya ülkeleri üzerinde, sınır tanımadan ağzında bir zeytin dalıyla dolaşsın (alıntı).  Neredeyse, son günlerde barışdan ziyade, savaşı övenler baş tacı ediliyor. Barışın ve insanlığın düşmanları faşizim ve onun temsilcileridir.  Başka kimlerdir, kandan beslenen silah üretenler ve onları pazarlıyanlardır.  Başka kimlerdir, kendisine güveni olmayan insanlar, yani sevgi dili yerine nefret dilini kullananlardır.  Başka kimlerdir, çocukluklarında çok işgence görmüş, horlanmış ve bir türlü kişiliğini bulamıyan cahillerdir (Hitler gibiler).  Neredeyse Türkiye`de barışdan, kardeşlikten ve hoşgörüden bahseden kimse kalmadı. Ülkede yaşıyan yaklaşık 83 milyon vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olanlar, muhaliflerine karşı kin ve nefret dilini daha fazla kullanıyorlar.  Benim ile yürüyorsan yaşama hakkına sahipsin, benden ayrılırsan, sana yaşam hakkı tanımam diyorlar. O zaman sormak gerekmezmi, kendisinden ayrılmak isteyen karısını öldüren koca ile, kendisini terk edenleri yok sayan ve onlara politik yaşam hakkı tanımıyanların arasında ki fark nedir?  Türkiye`de aynı saatlerde bir politikacı ve bir gazeteci sokağa inen çakallar tarafından öldüresiye dövülüyorlar. Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, örneğin Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı veya bu sokak eşkiyalarının arkasında olduğu iddia edilenlerden ses yoktur.  Türkiye Cumhuriyeti`nin Ana Muhalefet Partisi lideri linç edilmek isteniyor, bir partinın Genel Başkanı`nın evi kundaklanmak kundaklanıyor, sokak ortasında eski parti arkadaşları ve aynı görüşte olan gazeteciler dövülüyor, ülkeyi yönetenler bir telefon dahi etmiyorlar. Bu kadar kindar ve dindar insanlar konuşurken, hepimiz aynı gemideyiz diyorlar. Hepimiz dediğiniz kim veya kimler?  Evet, Türkiye`de kim „Zeytin Dalını“ düşman olarak gördüğüne uzatırsa, tarih onu veya onları övgü ile yazacaktır. Ülkenin barışına hiçbir katkısı olmayan MHP Genel Başkanı, HDP`nin kapatılması için avazı çıktığı kadar bağırıyor. Her kim ki, HDP`nin kapatılmasını ister, o bü ülkenin dostu değildir. Ülkeyi daha fazla gerecek, insanları daha fazla ayrıştıracak veya yaklaşık altı milyon oy vermiş halkı cezalandırmak isteyecek olursa, o bu ülkenin temellerine dinamit koyuyor demektir.  Ükenin içinde bulunduğu kin ve nefret dilini barış ve sevgi diline çevirecekler Meral Akşener ve Mithat Sancar`dır. Eğer Meral Akşener...

Live-Ticker zu Corona-Pandemie / Corona ile ilgili güncel Haberler

17.01.2021 20:04 Uhr Aktuelle neue Fälle mit positiver COVID-19-Infektion 42879 bestätigte Fälle in Hamburg146 seit gestern523 davon im Krankenhaus (-3) Stand: 16.01.2021davon 92 auf der Intensivstation...

ÇAKALLAR SOKAĞA İNDİYSE

„Bana dokunmayan yılan bin yaşasın“ diye bir atasözü vardır. Aslında çok yanlış söylenmiş bir sözdür. Bugün sana dokunmayan yılan, gün gelir senide sokar. Türkiye`yi yönetenler veya...