-0.1 C
Hamburg
Pazar, Ocak 17, 2021

NEDEN YAPTINIZ?

NEDEN YAPTINIZ?

Hangi akıl baroları Ankara`ya sokmak istemeyerek, ortalama yaşları altmışın üzerinde olan deneyimli başkanları 26 saat güneş ve yağmur altında bırakmıştır? Sanırım bir aklı başında biris,i bu sorunun cevabını verir.

Barolar anayasal haklarını kullanarak, Türkiye`nin başkenti Ankara`ya yürümek istemişler ise, bunun bir nedeni olmalıdır. Baroların neden yürümek istediklerini sormak ise kimsenin hakkı ve hukuku olmamalıdır.

Abes olan ise, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Feyzioğlu`nun tutumu. Zavallı Feyzioğlu sabah dörte kadar telefon görüşmesi yapmış, fakat sorunu çözememiş. Sonunda eski Türkiye Barolar Birliği Başkanı Önder Sav devreye giriyor ve İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşerek, çözüm sağlıyor. İşte devlet adamı ve Barolar Birliği Başkanı Önder Sav gibi olur.

Diyorum ki, hukuku öldürürsek, sonunda hepimiz ölürüz. Hukuk birgün herkese lazım olacaktır. Öyle sanıyorum ki, o Gaziantep Baro Başkanı`na yümruk sallayan polis amirine de hukuk lazım olacak ve belkide o polis memurunu, o yumruk salladığı Baro Başkanı savunacaktır.

İstinat Mahkemesi, yerel mahkemenin İstanbul İl Başkanı Sayın Canan Kaftancıoğlu hakkında verdiği cezayı haklı bulmuş ve onaylamış. Canan Kaftancıoğlu`nun yedi sene önce attığı bir Twitt nedeniyle 9 yıl 8 ay cezaya çaptırılmasını, normal bir hukuk adamının anlaması mümkün değil. Ümit ederim ki, halen Ankara`da hakimler vardır ve bu karar Yargıtay`da bozulur.

Türkiye bugün yeniden tarihi bir davaya şahit oluyor. FETÖ savcıları tarafından düşman görülen Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılıç ve diğer gazeteciler, MİT mensubu birisinin cenace haberinden dolayı hakım karşısına çıkarılacaklar. FETÖ zamanında Barış`ları televizyonlarda hain ilan eden, sözüm ona yazar bozuntuları, yani o günlerin azgın FETÖ savunucuları değil de, FETÖ`ye karşı hayatlarını ortaya koyan gazetecilerin yargılanmasını kınıyorum. Ümit ederim ki, halen İstanbul Adliyesi`nde hakimler vardır ve bugün esir alınan gazeteciler serbest bırakılırlar.

Ülkem adına çok üzülüyorum. Türkiye ve Türk Milleti bu günleri hak etmedi. Yaklaşık kırkbeş senedir Almanya`da Türkiye`de ki hukuksuzluk, 12 Eylül faşizmi, adaletsizlik ve gericilik konusunda ki suçlamalara cevap vermekten yoruldum.

Türkiye Cumhuriyeti çağdaş ve medeniyeti ilke edinmiş bir ülke. Çağdaşlık ve medeniyet ilkeleri üzerine kurulan bu güzel ülkeyi, neden geriye götürmek isterler anlamıyorum. Dün bir haber kanalında yapılan tartışmada, kendisini avukat olarak tanımlayan birisi, Kadir Mısırlıoğlu hiçbir zaman Atatürk`e hakaret etmemiştir diyebiliyor ve yalan söylüyor. Ben bunun gibi beyni örümceklenmiş, gözleri kör ve kulakları sağır olan insanları bilge insan olarak televizyonlara çıkaranları lanetliyorum.

Başta sorduğum soruyu yeniden soruyorum:

Neden Baro Başkan`larını 26 saat ayakta, aç ve susuz tuttunuz?
Neden Baro Başkan`larına gönderilen yemekleri ve yağmurlukları vermediniz?
Hangi vicdan ile yedi sene önce atılan Twittler nedeniyle 9 sene 8 ay ceza verdiniz?
Neden Barış Pehlivan ve arkadaşlarını tutukladınız?
Neden açlık orucunda ölüm ile karşı karşıya kalan avukatları serbest bırakmıyorsunuz?

Hukukun tam bağımsız olduğu, yasama ve yürütmeyi denetlediği bir Türkiye`yi özlüyorzum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

„Wie rassistisch bist Du? Das Experiment“ – Das NDR „Kulturjournal“ geht Aspekten und Erscheinungsformen des alltäglichen Rassismus nach

elbeXpress / Haber Merkezi In einer dreiteiligen Reihe stellen das NDR „Kulturjournal“ und tagesschau24 die Frage „Wie rassistisch bist du?“. In Diskussionen und Experimenten wird...

Streit in Eimsbüttel: Sonderbehandlung für BV-Abgeordnete?

Gegen die Stimmen der SPD-Fraktion hat die grün-schwarze Koalition im Hauptausschuss vergangenen Donnerstag beschlossen, dass die Bezirksversammlung Eimsbüttel auch im Lockdown weiter tagen soll....

ZEYTİN DALI VE BEYAZ GÜVERÇİN

Evrensel barıştan söz etmek kolay değildir; Bir beyaz güvercin görmek isterim, dünya ülkeleri üzerinde, sınır tanımadan ağzında bir zeytin dalıyla dolaşsın (alıntı).  Neredeyse, son günlerde barışdan ziyade, savaşı övenler baş tacı ediliyor. Barışın ve insanlığın düşmanları faşizim ve onun temsilcileridir.  Başka kimlerdir, kandan beslenen silah üretenler ve onları pazarlıyanlardır.  Başka kimlerdir, kendisine güveni olmayan insanlar, yani sevgi dili yerine nefret dilini kullananlardır.  Başka kimlerdir, çocukluklarında çok işgence görmüş, horlanmış ve bir türlü kişiliğini bulamıyan cahillerdir (Hitler gibiler).  Neredeyse Türkiye`de barışdan, kardeşlikten ve hoşgörüden bahseden kimse kalmadı. Ülkede yaşıyan yaklaşık 83 milyon vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olanlar, muhaliflerine karşı kin ve nefret dilini daha fazla kullanıyorlar.  Benim ile yürüyorsan yaşama hakkına sahipsin, benden ayrılırsan, sana yaşam hakkı tanımam diyorlar. O zaman sormak gerekmezmi, kendisinden ayrılmak isteyen karısını öldüren koca ile, kendisini terk edenleri yok sayan ve onlara politik yaşam hakkı tanımıyanların arasında ki fark nedir?  Türkiye`de aynı saatlerde bir politikacı ve bir gazeteci sokağa inen çakallar tarafından öldüresiye dövülüyorlar. Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, örneğin Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı veya bu sokak eşkiyalarının arkasında olduğu iddia edilenlerden ses yoktur.  Türkiye Cumhuriyeti`nin Ana Muhalefet Partisi lideri linç edilmek isteniyor, bir partinın Genel Başkanı`nın evi kundaklanmak kundaklanıyor, sokak ortasında eski parti arkadaşları ve aynı görüşte olan gazeteciler dövülüyor, ülkeyi yönetenler bir telefon dahi etmiyorlar. Bu kadar kindar ve dindar insanlar konuşurken, hepimiz aynı gemideyiz diyorlar. Hepimiz dediğiniz kim veya kimler?  Evet, Türkiye`de kim „Zeytin Dalını“ düşman olarak gördüğüne uzatırsa, tarih onu veya onları övgü ile yazacaktır. Ülkenin barışına hiçbir katkısı olmayan MHP Genel Başkanı, HDP`nin kapatılması için avazı çıktığı kadar bağırıyor. Her kim ki, HDP`nin kapatılmasını ister, o bü ülkenin dostu değildir. Ülkeyi daha fazla gerecek, insanları daha fazla ayrıştıracak veya yaklaşık altı milyon oy vermiş halkı cezalandırmak isteyecek olursa, o bu ülkenin temellerine dinamit koyuyor demektir.  Ükenin içinde bulunduğu kin ve nefret dilini barış ve sevgi diline çevirecekler Meral Akşener ve Mithat Sancar`dır. Eğer Meral Akşener...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

SON HABERLER

„Wie rassistisch bist Du? Das Experiment“ – Das NDR „Kulturjournal“ geht Aspekten und Erscheinungsformen des alltäglichen Rassismus nach

elbeXpress / Haber Merkezi In einer dreiteiligen Reihe stellen das NDR „Kulturjournal“ und tagesschau24 die Frage „Wie rassistisch bist du?“. In Diskussionen und Experimenten wird...

Streit in Eimsbüttel: Sonderbehandlung für BV-Abgeordnete?

Gegen die Stimmen der SPD-Fraktion hat die grün-schwarze Koalition im Hauptausschuss vergangenen Donnerstag beschlossen, dass die Bezirksversammlung Eimsbüttel auch im Lockdown weiter tagen soll....

ZEYTİN DALI VE BEYAZ GÜVERÇİN

Evrensel barıştan söz etmek kolay değildir; Bir beyaz güvercin görmek isterim, dünya ülkeleri üzerinde, sınır tanımadan ağzında bir zeytin dalıyla dolaşsın (alıntı).  Neredeyse, son günlerde barışdan ziyade, savaşı övenler baş tacı ediliyor. Barışın ve insanlığın düşmanları faşizim ve onun temsilcileridir.  Başka kimlerdir, kandan beslenen silah üretenler ve onları pazarlıyanlardır.  Başka kimlerdir, kendisine güveni olmayan insanlar, yani sevgi dili yerine nefret dilini kullananlardır.  Başka kimlerdir, çocukluklarında çok işgence görmüş, horlanmış ve bir türlü kişiliğini bulamıyan cahillerdir (Hitler gibiler).  Neredeyse Türkiye`de barışdan, kardeşlikten ve hoşgörüden bahseden kimse kalmadı. Ülkede yaşıyan yaklaşık 83 milyon vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olanlar, muhaliflerine karşı kin ve nefret dilini daha fazla kullanıyorlar.  Benim ile yürüyorsan yaşama hakkına sahipsin, benden ayrılırsan, sana yaşam hakkı tanımam diyorlar. O zaman sormak gerekmezmi, kendisinden ayrılmak isteyen karısını öldüren koca ile, kendisini terk edenleri yok sayan ve onlara politik yaşam hakkı tanımıyanların arasında ki fark nedir?  Türkiye`de aynı saatlerde bir politikacı ve bir gazeteci sokağa inen çakallar tarafından öldüresiye dövülüyorlar. Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, örneğin Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı veya bu sokak eşkiyalarının arkasında olduğu iddia edilenlerden ses yoktur.  Türkiye Cumhuriyeti`nin Ana Muhalefet Partisi lideri linç edilmek isteniyor, bir partinın Genel Başkanı`nın evi kundaklanmak kundaklanıyor, sokak ortasında eski parti arkadaşları ve aynı görüşte olan gazeteciler dövülüyor, ülkeyi yönetenler bir telefon dahi etmiyorlar. Bu kadar kindar ve dindar insanlar konuşurken, hepimiz aynı gemideyiz diyorlar. Hepimiz dediğiniz kim veya kimler?  Evet, Türkiye`de kim „Zeytin Dalını“ düşman olarak gördüğüne uzatırsa, tarih onu veya onları övgü ile yazacaktır. Ülkenin barışına hiçbir katkısı olmayan MHP Genel Başkanı, HDP`nin kapatılması için avazı çıktığı kadar bağırıyor. Her kim ki, HDP`nin kapatılmasını ister, o bü ülkenin dostu değildir. Ülkeyi daha fazla gerecek, insanları daha fazla ayrıştıracak veya yaklaşık altı milyon oy vermiş halkı cezalandırmak isteyecek olursa, o bu ülkenin temellerine dinamit koyuyor demektir.  Ükenin içinde bulunduğu kin ve nefret dilini barış ve sevgi diline çevirecekler Meral Akşener ve Mithat Sancar`dır. Eğer Meral Akşener...

Live-Ticker zu Corona-Pandemie / Corona ile ilgili güncel Haberler

17.01.2021 20:04 Uhr Aktuelle neue Fälle mit positiver COVID-19-Infektion 42879 bestätigte Fälle in Hamburg146 seit gestern523 davon im Krankenhaus (-3) Stand: 16.01.2021davon 92 auf der Intensivstation...

ÇAKALLAR SOKAĞA İNDİYSE

„Bana dokunmayan yılan bin yaşasın“ diye bir atasözü vardır. Aslında çok yanlış söylenmiş bir sözdür. Bugün sana dokunmayan yılan, gün gelir senide sokar. Türkiye`yi yönetenler veya...