-0.1 C
Hamburg
Pazartesi, Ocak 18, 2021

Kafkaslara Barışın Yolu

28 yıldır Ermenistan tarafından işgal edilen Azerbaycan toprakları sorunu, günümüzde Ermenistan’la savaşa yol açtı!

Batı Kafkaslarda barış sağlanamamıştır. Bu bölgede kalıcı barışı isteyen ve istemesi gereken ülkelerin başında Azerbaycan ve Türkiye gelmektedir. Barışın en temel dayanağı, çözümü gereken sorunların ivedi olarak barışçıl yoldan giderilmesidir. Azerbaycan ve Ermenistan arasında sürmekte olan gerginliğin, her an yeniden bir çatışma ortamına dönüşebileceğini öteden beri belirtmekteyim.

ERMENİSTAN İŞGALİ

Türkiye ve Azerbaycanlı iki kardeş ülke insanları olarak bizler, ülkelerimizin Ermenistan’la her alanda iyi komşuluk ilişkileri içinde olmasını elbette istiyoruz ve istemeliyiz de. Ancak bu bölgede, barışın ve iyi komşuluk ilişkilerinin kalıcı biçimde sağlanabilmesi için, aşağıda özetleyeceğimiz, son derece doğal olan uluslararası hukuk koşullarının Ermenistan tarafından benimsenmesi ve kabul edilmesi gerekmektedir.

Ermenistan, kendi kontrolünde kalan ağır Sovyet silahları ve Rus askerlerinin de yardımıyla, Dağlık Karabağı ve çevresindeki 6 reyonu 1992-1994 yıllarında işgal etmiştir. Bu savaşta 20 binin üzerinde insan ölmüş ve bir milyona yakın Azerbaycanlı işgal edilen topraklardan, evini barkını, malını mülkünü bırakarak Bakû ve çevresine kaçmak zorunda kalmıştır. Azerbaycan topraklarının beşte biri, günümüze değin Ermenistan’ın işgali altındadır.

Ermeni diyasporasının ve Ermenistan’ın özellikle son yıllarda “sözde soykırım”la ilgili olarak birçok ülkede yoğunlaşan çabasının önemli bir nedeni vardır.

•    Ermeni diyasporası ve lobisi, Azerbaycan topraklarının işgalini, Dağlık Karabağ sorununu ve Hocalı katliamını unutturmak için, sürekli olarak 1915 olaylarını gündeme taşımaktadır. Böylece 28 yıl önce işgal edilen Azerbaycan topraklarını, bir milyona yakın, evinden barkından kovulan Azerbaycan Türkünün büyük dramını unutturmak ve gündem dışı tutmak istemektedir.

•    25-26 Şubat 1992’deki bu işgal esnasında Hocalı kasabası tanklarla yerle bir edilmiş, çoğu kadın ve çocuk 613 Azerbaycan Türkü katledilmiştir. Silahsız kadın, çocuk ve yaşlılara yapılan bu hunharca, insanlık dışı, Hocalı Katliamının unutulması asla mümkün değildir.

İşte Ermeni lobisinin ve Ermenistan’ın, 105. yılına girdiğimiz sözde soykırım iddiaları üzerinde, bu yoğunlukla durulmasının en önemli nedeni, dünya kamuoyunun dikkatlerini, Azerbaycan topraklarını işgali ve Hocalı katliamından uzaklaştırıp, 105 yıl önceki tehcir olaylarına yoğunlaştırmaktır.

Bizler ısrarla ve kararlılıkla Hocalı katliamını ve Azerbaycan topraklarının işgalini dünya kamuoyunun gündemine taşımalıyız.

Ermenistan uluslararası kararlara uymayan işgalci bir devlettir.

Ermenistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nun 1993 yılı nisan, haziran, ekim, kasım aylarında aldığı kararların aksine, Azerbaycan Toprakları ve Dağlık Karabağ işgalini sürdürmektedir.

Ayrıca: 1996 yılında Avrupa Güvenliği ve İşbirliği Lizbon zirve toplantısında, 2005 yılında Avrupa Konseyi tarafından alınan kararda, 2006 yılında ABD ve Almanya dışişleri bakanlığı açıklamalarında, 2006 yılında Riga NATO zirve toplantısında, 2009 yılında benim de girişimlerimle Almanya Parlamentosu kararında, 2010 yılı Avrupa Parlamentosu kararında, 2013 yılı Chicago NATO zirve toplantısında ve 2013 yılı Avrupa Parlamentosu kararında, Azerbaycan toprak bütünlüğüne vurgu yapılarak Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi istenmektedir.

Ermenistan tüm bu uluslararası kuruluşların kararlarını hiçe sayarak Azerbaycan topraklarının beşte birinin işgalini sürdürmektedir.

SABIR TAŞTI

Ermenistan bu kararların aksine, son yıllarda zaman zaman sınırdaki Azerbaycan askerlerine ateş açarak bazılarının ölümüne de neden olmaktadır. Günümüzdeki çatışma ortamı, Ermenistan’ın bu saldırgan ve provokatör tavırlarının sonucudur. 28 yıldır büyük bir sabırla Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesini isteyen Azerbaycan halkı ve devlet yönetiminin sabrı kalmamışa benziyor. 

Hiçbir ülke ve devlet yönetimi, topraklarının beşte birinin gasp edilmesini ve bir milyona yakın vatandaşının topraklarından ve evlerinden canları pahasına kaçmak zorunda bırakılmasını kabul edemez.

Ermenistan bu işgalci ve saldırgan politikasını, koruyuculuğuna sığındığı Rusya’dan aldığı destekle sürdüre gelmiştir. Türkiye ise kardeş ülke kabul ettiği Azerbaycan’a gereken desteği vereceğini açıkça belirtmektedir.

Rusya yönetiminin bu son çatışma ortamına hangi hesaplarla izin verdiğini önümüzdeki gelişmeler gösterecektir. Kanımca Rusya Türkiye`nin Suriye ve Libya’da izlediği politikadan büyük ölçüde rahatsızlık duymaktadır. Rusya’nın, Azerbaycan-Ermenistan çatışma ortamıyla, Türkiye’ye yeni bir dış politika sorunu yaratma çabası söz konusu olabilir.

Erdoğan yönetiminin baştan beri tamamen yanlış hesaplara dayalı Suriye politikasını, Esad yönetimiyle diyaloğa girerek çözme şansını araması çoktan kaçınılmaz hale gelmiştir.

Önceki İçerikMAKAM ARAÇLARI
Sonraki İçerikBİLİM Mİ, YOKSA HURAFE Mİ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

„Wie rassistisch bist Du? Das Experiment“ – Das NDR „Kulturjournal“ geht Aspekten und Erscheinungsformen des alltäglichen Rassismus nach

elbeXpress / Haber Merkezi In einer dreiteiligen Reihe stellen das NDR „Kulturjournal“ und tagesschau24 die Frage „Wie rassistisch bist du?“. In Diskussionen und Experimenten wird...

Streit in Eimsbüttel: Sonderbehandlung für BV-Abgeordnete?

Gegen die Stimmen der SPD-Fraktion hat die grün-schwarze Koalition im Hauptausschuss vergangenen Donnerstag beschlossen, dass die Bezirksversammlung Eimsbüttel auch im Lockdown weiter tagen soll....

ZEYTİN DALI VE BEYAZ GÜVERÇİN

Evrensel barıştan söz etmek kolay değildir; Bir beyaz güvercin görmek isterim, dünya ülkeleri üzerinde, sınır tanımadan ağzında bir zeytin dalıyla dolaşsın (alıntı).  Neredeyse, son günlerde barışdan ziyade, savaşı övenler baş tacı ediliyor. Barışın ve insanlığın düşmanları faşizim ve onun temsilcileridir.  Başka kimlerdir, kandan beslenen silah üretenler ve onları pazarlıyanlardır.  Başka kimlerdir, kendisine güveni olmayan insanlar, yani sevgi dili yerine nefret dilini kullananlardır.  Başka kimlerdir, çocukluklarında çok işgence görmüş, horlanmış ve bir türlü kişiliğini bulamıyan cahillerdir (Hitler gibiler).  Neredeyse Türkiye`de barışdan, kardeşlikten ve hoşgörüden bahseden kimse kalmadı. Ülkede yaşıyan yaklaşık 83 milyon vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olanlar, muhaliflerine karşı kin ve nefret dilini daha fazla kullanıyorlar.  Benim ile yürüyorsan yaşama hakkına sahipsin, benden ayrılırsan, sana yaşam hakkı tanımam diyorlar. O zaman sormak gerekmezmi, kendisinden ayrılmak isteyen karısını öldüren koca ile, kendisini terk edenleri yok sayan ve onlara politik yaşam hakkı tanımıyanların arasında ki fark nedir?  Türkiye`de aynı saatlerde bir politikacı ve bir gazeteci sokağa inen çakallar tarafından öldüresiye dövülüyorlar. Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, örneğin Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı veya bu sokak eşkiyalarının arkasında olduğu iddia edilenlerden ses yoktur.  Türkiye Cumhuriyeti`nin Ana Muhalefet Partisi lideri linç edilmek isteniyor, bir partinın Genel Başkanı`nın evi kundaklanmak kundaklanıyor, sokak ortasında eski parti arkadaşları ve aynı görüşte olan gazeteciler dövülüyor, ülkeyi yönetenler bir telefon dahi etmiyorlar. Bu kadar kindar ve dindar insanlar konuşurken, hepimiz aynı gemideyiz diyorlar. Hepimiz dediğiniz kim veya kimler?  Evet, Türkiye`de kim „Zeytin Dalını“ düşman olarak gördüğüne uzatırsa, tarih onu veya onları övgü ile yazacaktır. Ülkenin barışına hiçbir katkısı olmayan MHP Genel Başkanı, HDP`nin kapatılması için avazı çıktığı kadar bağırıyor. Her kim ki, HDP`nin kapatılmasını ister, o bü ülkenin dostu değildir. Ülkeyi daha fazla gerecek, insanları daha fazla ayrıştıracak veya yaklaşık altı milyon oy vermiş halkı cezalandırmak isteyecek olursa, o bu ülkenin temellerine dinamit koyuyor demektir.  Ükenin içinde bulunduğu kin ve nefret dilini barış ve sevgi diline çevirecekler Meral Akşener ve Mithat Sancar`dır. Eğer Meral Akşener...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

SON HABERLER

„Wie rassistisch bist Du? Das Experiment“ – Das NDR „Kulturjournal“ geht Aspekten und Erscheinungsformen des alltäglichen Rassismus nach

elbeXpress / Haber Merkezi In einer dreiteiligen Reihe stellen das NDR „Kulturjournal“ und tagesschau24 die Frage „Wie rassistisch bist du?“. In Diskussionen und Experimenten wird...

Streit in Eimsbüttel: Sonderbehandlung für BV-Abgeordnete?

Gegen die Stimmen der SPD-Fraktion hat die grün-schwarze Koalition im Hauptausschuss vergangenen Donnerstag beschlossen, dass die Bezirksversammlung Eimsbüttel auch im Lockdown weiter tagen soll....

ZEYTİN DALI VE BEYAZ GÜVERÇİN

Evrensel barıştan söz etmek kolay değildir; Bir beyaz güvercin görmek isterim, dünya ülkeleri üzerinde, sınır tanımadan ağzında bir zeytin dalıyla dolaşsın (alıntı).  Neredeyse, son günlerde barışdan ziyade, savaşı övenler baş tacı ediliyor. Barışın ve insanlığın düşmanları faşizim ve onun temsilcileridir.  Başka kimlerdir, kandan beslenen silah üretenler ve onları pazarlıyanlardır.  Başka kimlerdir, kendisine güveni olmayan insanlar, yani sevgi dili yerine nefret dilini kullananlardır.  Başka kimlerdir, çocukluklarında çok işgence görmüş, horlanmış ve bir türlü kişiliğini bulamıyan cahillerdir (Hitler gibiler).  Neredeyse Türkiye`de barışdan, kardeşlikten ve hoşgörüden bahseden kimse kalmadı. Ülkede yaşıyan yaklaşık 83 milyon vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olanlar, muhaliflerine karşı kin ve nefret dilini daha fazla kullanıyorlar.  Benim ile yürüyorsan yaşama hakkına sahipsin, benden ayrılırsan, sana yaşam hakkı tanımam diyorlar. O zaman sormak gerekmezmi, kendisinden ayrılmak isteyen karısını öldüren koca ile, kendisini terk edenleri yok sayan ve onlara politik yaşam hakkı tanımıyanların arasında ki fark nedir?  Türkiye`de aynı saatlerde bir politikacı ve bir gazeteci sokağa inen çakallar tarafından öldüresiye dövülüyorlar. Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, örneğin Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı veya bu sokak eşkiyalarının arkasında olduğu iddia edilenlerden ses yoktur.  Türkiye Cumhuriyeti`nin Ana Muhalefet Partisi lideri linç edilmek isteniyor, bir partinın Genel Başkanı`nın evi kundaklanmak kundaklanıyor, sokak ortasında eski parti arkadaşları ve aynı görüşte olan gazeteciler dövülüyor, ülkeyi yönetenler bir telefon dahi etmiyorlar. Bu kadar kindar ve dindar insanlar konuşurken, hepimiz aynı gemideyiz diyorlar. Hepimiz dediğiniz kim veya kimler?  Evet, Türkiye`de kim „Zeytin Dalını“ düşman olarak gördüğüne uzatırsa, tarih onu veya onları övgü ile yazacaktır. Ülkenin barışına hiçbir katkısı olmayan MHP Genel Başkanı, HDP`nin kapatılması için avazı çıktığı kadar bağırıyor. Her kim ki, HDP`nin kapatılmasını ister, o bü ülkenin dostu değildir. Ülkeyi daha fazla gerecek, insanları daha fazla ayrıştıracak veya yaklaşık altı milyon oy vermiş halkı cezalandırmak isteyecek olursa, o bu ülkenin temellerine dinamit koyuyor demektir.  Ükenin içinde bulunduğu kin ve nefret dilini barış ve sevgi diline çevirecekler Meral Akşener ve Mithat Sancar`dır. Eğer Meral Akşener...

Live-Ticker zu Corona-Pandemie / Corona ile ilgili güncel Haberler

17.01.2021 20:04 Uhr Aktuelle neue Fälle mit positiver COVID-19-Infektion 42879 bestätigte Fälle in Hamburg146 seit gestern523 davon im Krankenhaus (-3) Stand: 16.01.2021davon 92 auf der Intensivstation...

ÇAKALLAR SOKAĞA İNDİYSE

„Bana dokunmayan yılan bin yaşasın“ diye bir atasözü vardır. Aslında çok yanlış söylenmiş bir sözdür. Bugün sana dokunmayan yılan, gün gelir senide sokar. Türkiye`yi yönetenler veya...